Anasayfa / Gündem / Siyasi Oluşum

Siyasi Oluşum

Çok sıkça duyduğumuz bir sözdür siyasi oluşum sözü. Pekiyi kimlerden duyarız bu sözü hiç düşündünüz mü? Belki hiç düşmediniz ya da düşünme gereği de duymamışsınızdır sanırım. Belki de hadi canım sende diyerek önemsemediğiniz bir söz olsa gerek.

7d7c507d-4fdd-4770-a552-224e6a7d05c9-1024x912 Siyasi Oluşum

İşin aslına bakıldığında önemsenmeyecek bir söz de değil aslında “Siyasi Oluşum” sözü. Nedenine gelince yaşadığımız süre içerisinde “Siyasi Oluşumlar” İster parti meclisinde, ister belediye meclisinde isterse hükümet meclisinde hiç fark etmez sürekli olarak çıkar karşımıza ve bazı çevrelerce yakınmalar başlar. Çoğunlukla bu “Siyasi Oluşum” sözünü genelde yöneticilik sıfatını taşıyan müdürlük vasfında olan mülki amirlerinden ya da mülki amiri olmak isteyen kişilerden duyarız.

İyi de bir yakınma olarak neden bu sözü sarf eder müdürlük vasfındaki mülki amirleri ya da mülki amiri olmak isteyen kişiler. Çünkü o görevde olan kişiler siyasi gücün emirleri doğrultusunda görevlerini yerine getirirler. O göreve gelmek isteyen kişilerde “Siyasi Oluşumun” istediği kişilerden seçilir. Kısacası hak eden değil hak etmeyen kişiler o görevlere getirilirler.

Özellikle belediyeler gibi Yerel Yönetimlerde buna sıkça rastlarız. Konuyu biraz açacak olursa. Bunu iki koldan değerlendirmek gerekir. Örneğin x belediyesine bir işinizin düştüğünü düşünelim. Eğer ki; yapılması gereken işiniz burada yöneticilik vasfında olan müdürlerin boyunu aşıyorsa hemen size “Bu Bir Siyasi Oluşum” sözünü söyleyerek bu sözün arkasına sığınarak işinizin olmasının mümkün olamayacağını belirtirler.

Diyelim oğlunuzun ya da kızınızın belediye personeli olarak işe alınmasını istersiniz. Burada da x partisinden seçilmiş olan Belediye Başkanına ya da Belediye Meclis Üyelerine bir yakınlığınız varsa ya da bunlara yakınlığı olan birileri ile sıkı fıkıysanız oğlunuz ya da kızınız belediye personeli olarak işe alınır. Kısacası senin adamın benim adamım felsefesi ile belediyeye işe alınmış olur. Yani “Ahbap Çavuş İlişkisi” ile. Eğer böyle bir şansınız yoksa oğlunuz veya kızınızın işe alınması mümkün değildir. Pekiyi böyle mi olması gerekir, bu doğru mudur? Elbette ki; böyle olmaması gerekir ve doğru değildir.

Bakın size bundan yaklaşık iki buçuk üç yıl önce bir eğitmen olan denetimcinin ağzından duyduğum bir olayı aktarayım. “O yıllarda ben Nilüfer Belediyesine ait olan İzzet Şadi Sayarel Huzurevinde kalıyordum. Bursa’da yaşayanlara semti bilirler. Nilüfer İlçesinin Çamlıca Mahallesinde bulunan İzzet Şadi Sayarel Huzurevine gitmek üzere Acemlerden B 20 B otobüsüne bindim. Ön tarafta bir kişi şoförle sohbet ediyordu. Şoför şahsa imtihan nasıl geçti diye sordu. İmtihanın ne imtihanı olduğunu soracak olursanız. Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde olan BURULAŞ otobüslerine şoför imtihanıymış. Şoför adaylarını sürücü koltuğuna oturtup nasıl araç kullandığı mülakatı varmış. Eğitmen arkadaş BURLAŞ Otobüslerine alınacak olan şoför adaylarından bir tanesinin araç sürüşünü beğenmemiş. Aday arkadaş mülakat sırasında hata üzerine hata yapıyormuş. Kaldı ki; bu aday arkadaş Bursa Şehir Hastanesi hattında görev yapacakmış. Bunu BURULAŞ Genel Müdürü olan Fahrettin Arslan’a aktarmış. Aktarmış aktarmasına ancak aldığı cevap Fahrettin Aslan’dan aldığı cevap “Sen Benim İşime Karışma” olmuş. İyi de bu şoför adayı arkadaş Bursa Şehir Hastanesine gidecek olan hastaların canını taşıyacak. Hepimizin bildiği üzere Bursa Şehir Hastanesine giden kişiler kötü olan sağlık durumları için hastaneye gidiyor. Düşünün ki; bu arkadaş sürücü olduğunda bir hata yapıp kaza yapsa ve kaza sonucu otobüste bulunanların bir kısmı hayatını kaybetse veya yaralansa bunun sorumlusu kim olacak. BURULAŞ Genel Müdürü Fahrettin Aslan’mı yoksa Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı mı?

Sizin anlayacağınız bu vatandaş yukarıda belirttiğim gibi “Senin Adamın Benim Adamım” felsefesi ve “Ahbap Çavuş” ilişkisi ile BURULAŞ otobüslerine işe alınıyor. Vay beeee. Biz de bu sürücülere canımızı emanet edip bu otobüslere binerek yolculuk yapıyoruz. Bizlerin de “Helal Olsun Bizlere” demekten başka söyleyecek sözümüz kalmıyor sanırım.

Peki ya; yine “Ahbap Çavuş” ilişkisiyle göreve getirilen vasıfsız müdürlere ne demeli. Bir de bunlar dünkü yazımda olduğu gibi “Kraldan Çok Kralcı” olmuyorlar mı? Tabi ki bu da işin çabası.

Tabi bu arada göreve getirdikleri bu vasıfsız müdürlere sözünü geçiremeyen belediye başkanlarını da unutmamak gerekir bu arada. Çünkü onların belediye başkanı seçilebilmesi için canını dişine takarak koştu bu müdürler.  Onların en doğal hakkıdır müdür olmak. Olmaz olmaz zaten. Hal böyle olunca da seçilen Belediye Başkanlarımızda doğal olarak emrinde bulunan bu müdürlere sözünü geçiremezler. Geçirebilirler mi sizce?  Geçiremezler tabi ki;

Evet değerli okuyucularım bizler ne kaybettiysek hep bu “Siyasi Oluşumlardan” kaybetmedik mi? Başımıza gelen felaketler de bu siyasi oluşumlar nedeni ile gelmedi mi? Gelmeye de devam etmiyor mu? Buna örnek verecek olursa Bolu Kartal Kaya Otel Yangını, son günlerde yaşamış olduğumuz Şanlı Urfa ve Kahraman Maraş’ta yaşanan okul faciaları. Hep “Siyasi Oluşumların” eserleridir. Değerli dostlarım bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Şimdilik Hoşçakalın değerli dostlar.   

Yazar

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir